MOĞOL İSTİLASI

MOĞOL İSTİLASI

 

Bağdat istilâsında, sekiz yüz bin Müslüman.

Moğol zulmü altında, şehâdetle verdi can!

 

Hülagü’nün emrinde, askerleri can yaktı.

Fırat, Dicle nehrinde, su yerine kan aktı!

 

Irak’a demir atmak, Hülagü’nün niyeti.

Moğol başkenti yapmak, Bağdat’a yerleşmekti.

 

Bağdatlı nefret ile, Hülagü’ye bilenir.

Verir de halk el ele, Moğollara direnir.

 

Diyalog peşindeydi, Hülagü, ahâliyle.

Nabız ölçmek istedi, Bağdat’ta her hâliyle.

 

Hülagü tellâl ile, Bağdat’a salar haber.

Büyük aliminizle, görüşmek isterim der.

 

Genç bir âlim dâvete, edip gelir icâbet.

Hülagü’yle sohbete, girmek ister nihâyet.

 

Gelen gencin, yedinde var deve, keçi, horoz.

Hülagü’nün beyninde, inler sanki bir balyoz!

 

-     Sen mi der, benim ile münazaraya geldin?

-     Yoktur sakalın bile, birazcık büyüseydin!

 

Genç, suali cevaplar: - İşte deve, boy dersen.

-     Horoz sesi gür çıkar, keçiye sor istersen!

 

İlme ölçü değil kıl; ne saçta ne kaştadır.

Demek ister ki akıl, yaşta değil baştadır.

 

Hülagü takdir eder, gencin cesâretini.

-   Neden gelip aldım, der, Senin memleketini?

 

- Amelimizden olur, genç âlimin cevâbı.

- Bulurduk elbet huzur, işleseydik sevâbı.

 

-   Biz getirdik, der sizi, ettiğimiz bulduk.

-  Unuttuk dinimizi, günahlara boğulduk.

 

-  Olduk servetimizden, bilmedik kıymetini.

-   Aldı sonunda bizden, Rabbimiz nimetini.

 

-  Çürüdük için için, nâmus hayâ kalmadı.

         - Cezâlandırmak için, Rabbim seni yolladı.

 

Hülagü genç âlimi, büyük dikkatle dinler.

- Cevapla sualimi: Ben nasıl giderim, der.

 

- Amellerimizle der, genç âlim cevâbında:

-  Biz düzelirsek eğer, gidersiniz yakında!

 

(2004 I IRAK'TA KANLI ŞAFAK)